<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Habibimol Forum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/</link>
		<description><![CDATA[Habibimol Forum - http://www.habibimol.com/site/faq.php]]></description>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 03:27:29 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[GÖK TECH ELEKTRONİK]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=71</link>
			<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 23:02:53 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=71</guid>
			<description><![CDATA[Pendik ve yakın çevresinde oturan, Güvenlik sistemi, Uydu anten kurulumu ve tamir işinden anlayan ,askerliğini yapmış,oto ehliyetli,evli teknik servis elemanları aranıyor<br />
216 598 07 57<br />
http://www.goktech.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Pendik ve yakın çevresinde oturan, Güvenlik sistemi, Uydu anten kurulumu ve tamir işinden anlayan ,askerliğini yapmış,oto ehliyetli,evli teknik servis elemanları aranıyor<br />
216 598 07 57<br />
http://www.goktech.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ELEKTROSPOT]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=70</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:40:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=70</guid>
			<description><![CDATA[http://www.elektrospot.com<br />
Türkiye'nin En Ucuz En Güvenli Alışverişi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[http://www.elektrospot.com<br />
Türkiye'nin En Ucuz En Güvenli Alışverişi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Temel ve Maymun]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=69</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 12:09:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=69</guid>
			<description><![CDATA[Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurusun]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=68</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 12:03:08 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=68</guid>
			<description><![CDATA[Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[CILEKLI LIMONATA]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=67</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 07:19:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=67</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Malzemeler:<br />
<br />
yarım kg çilek <br />
2 tatlı kaşığı toz şeker <br />
limon suyu <br />
soda<br />
Hazırlanması:<br />
<br />
Yıkayıp saplarını kopardığınız çilekleri şekerle beraber blendırdan geçirin. <br />
Her bir bardağa 3 yemek kaşığı çilek püresi, 4 yemek kaşığı limon suyu, dilediğiniz miktarda şeker, buz ve soda koyup servis yapın. <br />
Dilerseniz bu karışımı buz küplerinde dondurarak içeceklerinizde kullanabilir veya kağıt bardaklara doldurup çubuk saplayarak çilekli dondurma elde edebilirsiniz.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Malzemeler:<br />
<br />
yarım kg çilek <br />
2 tatlı kaşığı toz şeker <br />
limon suyu <br />
soda<br />
Hazırlanması:<br />
<br />
Yıkayıp saplarını kopardığınız çilekleri şekerle beraber blendırdan geçirin. <br />
Her bir bardağa 3 yemek kaşığı çilek püresi, 4 yemek kaşığı limon suyu, dilediğiniz miktarda şeker, buz ve soda koyup servis yapın. <br />
Dilerseniz bu karışımı buz küplerinde dondurarak içeceklerinizde kullanabilir veya kağıt bardaklara doldurup çubuk saplayarak çilekli dondurma elde edebilirsiniz.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[seftalı kompostosu]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=66</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 07:12:23 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=66</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
eylül'ün son günlerine doğru bizim evde kalan son şeftalilere nedense kimse elini sürmek istemez. bu durumda 4-5 şeftali ya bir tatlıya dahil olur ya da kompostosu yapılır. bu yıl da annem kalanlarla komposto yapmayı tercih etti... <br />
malzemeler:<br />
<br />
5 adet şeftali<br />
1,5-2 su bardağı toz şeker<br />
2lt su<br />
1,5 tatlı kaşığı tuz<br />
yarım çay bardağı sirke<br />
hazırlanması:<br />
<br />
1. 1,5lt suyu ve şekeri ocağa koyun. kaynamaya başladıktan sonra 2-3 dakika daha kaynatın. <br />
<br />
2. diğer tarafta şeftalileri soyun. çekirdeklerini çıkartıp çekirdek yataklarını bıçakla temizleyin. büyük bir kase içindeki yarım litre suyun içine 1,5 tatlı kaşığı tuz atın. yarım çay bardağı sirke koyun. fındık büyüklüğünde doğranmış şeftalileri kaseye atın. (bu işlem diri kalmalarını sağlıyor.) sonra kevgirle sirkeli sudan alıp kaynamakta olan şerbete koyun. bir taşım kaynatıp altını kapatın. soğutup servis yapın.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
eylül'ün son günlerine doğru bizim evde kalan son şeftalilere nedense kimse elini sürmek istemez. bu durumda 4-5 şeftali ya bir tatlıya dahil olur ya da kompostosu yapılır. bu yıl da annem kalanlarla komposto yapmayı tercih etti... <br />
malzemeler:<br />
<br />
5 adet şeftali<br />
1,5-2 su bardağı toz şeker<br />
2lt su<br />
1,5 tatlı kaşığı tuz<br />
yarım çay bardağı sirke<br />
hazırlanması:<br />
<br />
1. 1,5lt suyu ve şekeri ocağa koyun. kaynamaya başladıktan sonra 2-3 dakika daha kaynatın. <br />
<br />
2. diğer tarafta şeftalileri soyun. çekirdeklerini çıkartıp çekirdek yataklarını bıçakla temizleyin. büyük bir kase içindeki yarım litre suyun içine 1,5 tatlı kaşığı tuz atın. yarım çay bardağı sirke koyun. fındık büyüklüğünde doğranmış şeftalileri kaseye atın. (bu işlem diri kalmalarını sağlıyor.) sonra kevgirle sirkeli sudan alıp kaynamakta olan şerbete koyun. bir taşım kaynatıp altını kapatın. soğutup servis yapın.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[sebzelı karısık salata]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=65</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 07:08:55 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=65</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Sebzeli karışık salata:<br />
Malzemeler: <br />
<br />
3 kabak <br />
3 havuç <br />
1 kavanoz közlenmiş kırmızıbiber <br />
1 kavanoz mantar <br />
1 kutu mısır <br />
dereotu <br />
250 gr turşulu zeytin <br />
istenirse fırınlanmış küp lavaş ekmeği <br />
Sosu:<br />
<br />
3 kaşık mayonez <br />
3 kaşık yoğurt <br />
1 limon suyu <br />
1 tatlı kaşığı toz şeker <br />
zeytinyağı <br />
2 diş sarımsak <br />
tuz <br />
1 kaşık nane <br />
Hazırlanması:<br />
<br />
Kabak ve havucu  kibrit çöpü gibi doğrayıp az sıvıyağda ayrı ayrı soteleyin. <br />
Diğer malzemeleri doğrayıp sotelenmiş sebzelerle karıştırın. <br />
Sos mazlemelerini karıştırıp salatanın üzerine dökün.<br />
<br />
BI SITEDE GEZERKEN GORDUM LEZZETLI GORUNUYO EN KISA ZAMANDA YAPCAM SIZEDE NSL OLDUGUNU HABER VERIRIM ;)<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Sebzeli karışık salata:<br />
Malzemeler: <br />
<br />
3 kabak <br />
3 havuç <br />
1 kavanoz közlenmiş kırmızıbiber <br />
1 kavanoz mantar <br />
1 kutu mısır <br />
dereotu <br />
250 gr turşulu zeytin <br />
istenirse fırınlanmış küp lavaş ekmeği <br />
Sosu:<br />
<br />
3 kaşık mayonez <br />
3 kaşık yoğurt <br />
1 limon suyu <br />
1 tatlı kaşığı toz şeker <br />
zeytinyağı <br />
2 diş sarımsak <br />
tuz <br />
1 kaşık nane <br />
Hazırlanması:<br />
<br />
Kabak ve havucu  kibrit çöpü gibi doğrayıp az sıvıyağda ayrı ayrı soteleyin. <br />
Diğer malzemeleri doğrayıp sotelenmiş sebzelerle karıştırın. <br />
Sos mazlemelerini karıştırıp salatanın üzerine dökün.<br />
<br />
BI SITEDE GEZERKEN GORDUM LEZZETLI GORUNUYO EN KISA ZAMANDA YAPCAM SIZEDE NSL OLDUGUNU HABER VERIRIM ;)<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kabak corbası]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=64</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 06:58:52 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=64</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Kabak Çorbası:<br />
<br />
<br />
Malzemeler:<br />
<br />
1 orta boy soğan <br />
2 diş sarımsak <br />
6-7 orta boy kabak <br />
1 su bardağı yoğurt <br />
2 su bardağı süt <br />
1-2 tepeleme yemek kaşığı tereyağı <br />
1 yemek kaşığı limon suyu <br />
tuz, karabiber <br />
bir demet taze nane<br />
Hazırlanması:<br />
<br />
Kalın tabanlı bir tencerede, orta ateşte yağı eritip, çentilmiş soğan ve sarımsakları 8-10 dakika çevirin. Temizleyip ince doğradığınız kabakları, sıcak sütü, tuzu ve istediğiniz kadar karabiberi tencereye ilave edip, bir taşım kaynattıktan sonra, hafif ateşte yarım saat pişirin. <br />
Tencereyi ateşten alıp, çorbayı el blendırı ile ya da robotta iyice karıştırın, sonra yine tencereye boşaltıp önceden iyice çırptığınız yoğurdu ve limon suyunu  yine çırparak ekleyin ve 3-4 dakika daha pişirin. <br />
Servis yaparken üzerine taze nane serpiştirin.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Kabak Çorbası:<br />
<br />
<br />
Malzemeler:<br />
<br />
1 orta boy soğan <br />
2 diş sarımsak <br />
6-7 orta boy kabak <br />
1 su bardağı yoğurt <br />
2 su bardağı süt <br />
1-2 tepeleme yemek kaşığı tereyağı <br />
1 yemek kaşığı limon suyu <br />
tuz, karabiber <br />
bir demet taze nane<br />
Hazırlanması:<br />
<br />
Kalın tabanlı bir tencerede, orta ateşte yağı eritip, çentilmiş soğan ve sarımsakları 8-10 dakika çevirin. Temizleyip ince doğradığınız kabakları, sıcak sütü, tuzu ve istediğiniz kadar karabiberi tencereye ilave edip, bir taşım kaynattıktan sonra, hafif ateşte yarım saat pişirin. <br />
Tencereyi ateşten alıp, çorbayı el blendırı ile ya da robotta iyice karıştırın, sonra yine tencereye boşaltıp önceden iyice çırptığınız yoğurdu ve limon suyunu  yine çırparak ekleyin ve 3-4 dakika daha pişirin. <br />
Servis yaparken üzerine taze nane serpiştirin.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Size cevabı yanlış ya da doğru olmayan bir soru sordular.]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=63</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 06:41:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=63</guid>
			<description><![CDATA[size cevabı yanlış ya da doğru olmayan bir soru sordular. Sadece göstereceğiniz refleks önemli. İşte o soru ve cevabı:<br />
Japonya'da saygın bir firmada yönetim, işe girmek isteyenlere bir soru sormuş ve soruya uygun cevabı veren kişiyi de işe almışlar. <br />
Sorunun ilginçliği bu sorunun doğru ya da yanlış cevabının olmaması...<br />
<br />
Yağmur bulutları apaçık çok şiddetli bir fırtınanın gelmekte olduğunu söylüyor.<br />
<br />
Karanlık yağmurlu bir gece, şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, tam bir fırtına var ve siz arabanızla gece saat 02.00'da yoldasınız.<br />
<br />
Genelde tek başınıza yolculuk yapıyorsunuz ve o akşam da öyle yaparak ıssız bir yolda ilerlemeye başladınız...<br />
<br />
Arabanız iki kişilik. Ve ileride bir otobüs durağı görüyorsunuz.<br />
<br />
Arabanızla otobüs duraklarının yanından geçerken oracıkta bekleyen insanlar sizi hep hüzünlendirmiştir oldum olası...<br />
<br />
Çünkü otobüs durakları size geçmişinizi hatırlatmaktadır...<br />
<br />
Ve işte o yağmurlu ve fırtınalı gecede otobüs durağına yaklaşınca 3 kişinin beklemekte olduğunu fark ettiniz.<br />
<br />
Bunlardan; Birincisi bir doktor. Sizi daha önce geçirdiğiniz kalp krizinden kurtarmış.<br />
<br />
İkinci kişi, çok yaşlı ve neredeyse ölmek üzere olan birisi.<br />
<br />
Üçüncüsü ise, hayatınızın rüyası, her zaman tanışmak istediğiniz birisi...<br />
<br />
Hava gittikçe kötüleşiyor ve arabanızda sadece bir kişilik yer var.<br />
<br />
Böyle bir durumda siz olsaydınız ne yapardınız?<br />
<br />
Hemen cevap vermeniz gerekmiyor. Düşünün unutmayın doğru ya da yanlış cevap yok. Sizin tercihin önemli sadece...<br />
<br />
Görüşmeye girenlerin cevapları şöyle olmuş:<br />
<br />
A) Hasta adamı en yakın hastaneye götürelim.<br />
<br />
B) Doktor daha önce hayatımı kurtardığı için onu alırdım.<br />
<br />
C) Manen düşünürsem tabii ki hasta adamı alırdım ama kendi geleceğimi ve hayatım için her zaman tanışmayı arzuladığım bu kadını arabaya alırdım.<br />
<br />
 Görüşmeye katılanların yüzde 90'ı aynı cevabı vermiş; "Yaşlı adamı alırdım"<br />
<br />
 Ama bir kişi farklı bir cevap vermiş ve o kişiyi işe almışlar...<br />
<br />
İşte işe aldıran o cevap: Arabadan inip anahtarı doktora veririm, doktor benim hayatımı kurtardığı gibi yaşlı adamı da hastaneye yetiştirip hayatını kurtarabilir. Böylece ben de hayatımın insanıyla otobüs durağında baş başa kalır onu tanıma fırsatını yakalarım.<br />
<br />
Bu çok düşünülmeyecek bir cevap değil ama insanoğlu bencildir ve hiç kimse arabasını vermeyi düşünememiş. Ya siz????<br />
 <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[size cevabı yanlış ya da doğru olmayan bir soru sordular. Sadece göstereceğiniz refleks önemli. İşte o soru ve cevabı:<br />
Japonya'da saygın bir firmada yönetim, işe girmek isteyenlere bir soru sormuş ve soruya uygun cevabı veren kişiyi de işe almışlar. <br />
Sorunun ilginçliği bu sorunun doğru ya da yanlış cevabının olmaması...<br />
<br />
Yağmur bulutları apaçık çok şiddetli bir fırtınanın gelmekte olduğunu söylüyor.<br />
<br />
Karanlık yağmurlu bir gece, şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, tam bir fırtına var ve siz arabanızla gece saat 02.00'da yoldasınız.<br />
<br />
Genelde tek başınıza yolculuk yapıyorsunuz ve o akşam da öyle yaparak ıssız bir yolda ilerlemeye başladınız...<br />
<br />
Arabanız iki kişilik. Ve ileride bir otobüs durağı görüyorsunuz.<br />
<br />
Arabanızla otobüs duraklarının yanından geçerken oracıkta bekleyen insanlar sizi hep hüzünlendirmiştir oldum olası...<br />
<br />
Çünkü otobüs durakları size geçmişinizi hatırlatmaktadır...<br />
<br />
Ve işte o yağmurlu ve fırtınalı gecede otobüs durağına yaklaşınca 3 kişinin beklemekte olduğunu fark ettiniz.<br />
<br />
Bunlardan; Birincisi bir doktor. Sizi daha önce geçirdiğiniz kalp krizinden kurtarmış.<br />
<br />
İkinci kişi, çok yaşlı ve neredeyse ölmek üzere olan birisi.<br />
<br />
Üçüncüsü ise, hayatınızın rüyası, her zaman tanışmak istediğiniz birisi...<br />
<br />
Hava gittikçe kötüleşiyor ve arabanızda sadece bir kişilik yer var.<br />
<br />
Böyle bir durumda siz olsaydınız ne yapardınız?<br />
<br />
Hemen cevap vermeniz gerekmiyor. Düşünün unutmayın doğru ya da yanlış cevap yok. Sizin tercihin önemli sadece...<br />
<br />
Görüşmeye girenlerin cevapları şöyle olmuş:<br />
<br />
A) Hasta adamı en yakın hastaneye götürelim.<br />
<br />
B) Doktor daha önce hayatımı kurtardığı için onu alırdım.<br />
<br />
C) Manen düşünürsem tabii ki hasta adamı alırdım ama kendi geleceğimi ve hayatım için her zaman tanışmayı arzuladığım bu kadını arabaya alırdım.<br />
<br />
 Görüşmeye katılanların yüzde 90'ı aynı cevabı vermiş; "Yaşlı adamı alırdım"<br />
<br />
 Ama bir kişi farklı bir cevap vermiş ve o kişiyi işe almışlar...<br />
<br />
İşte işe aldıran o cevap: Arabadan inip anahtarı doktora veririm, doktor benim hayatımı kurtardığı gibi yaşlı adamı da hastaneye yetiştirip hayatını kurtarabilir. Böylece ben de hayatımın insanıyla otobüs durağında baş başa kalır onu tanıma fırsatını yakalarım.<br />
<br />
Bu çok düşünülmeyecek bir cevap değil ama insanoğlu bencildir ve hiç kimse arabasını vermeyi düşünememiş. Ya siz????<br />
 <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[neden aradığımızı bulamıyoruz...]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=62</link>
			<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 18:44:03 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=62</guid>
			<description><![CDATA[bu siteye hemen 2 yıldır üyeyim cok sewiyeli bir site allaha şükür hep dürüst insanlar cıktı karsıma ama bir türlü olmuyor. yaben elektrik alamıyorum karsı taraf beğeniyor... ya da tam ben beğeniyorum karsı taraf elektirik almıyor. kader mi nasip mi değil beğenilmediğim zaman piskolojım bozuluyor. dindar olmamlrı namaz kılan biri olamsı hep ilk şartım olsada karsılıklı beğeni olmayınca hersey bitiyoo:([/color][/size]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[bu siteye hemen 2 yıldır üyeyim cok sewiyeli bir site allaha şükür hep dürüst insanlar cıktı karsıma ama bir türlü olmuyor. yaben elektrik alamıyorum karsı taraf beğeniyor... ya da tam ben beğeniyorum karsı taraf elektirik almıyor. kader mi nasip mi değil beğenilmediğim zaman piskolojım bozuluyor. dindar olmamlrı namaz kılan biri olamsı hep ilk şartım olsada karsılıklı beğeni olmayınca hersey bitiyoo:([/color][/size]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BİR EŞİ OLMALI İNSANIN!!!]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=61</link>
			<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 06:52:40 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=61</guid>
			<description><![CDATA[BİR EŞİ OLMALI İNSANIN!!!<br />
<br />
                        <br />
İnsanın eşi olmalı, bakarken yüreğinin kabardığı, gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...aşık olduğu bir eşi olmalı!<br />
<br />
Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını. Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe!<br />
<br />
Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.<br />
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...vs. Güven duymalı, herşeyiyle. Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak. Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da...<br />
<br />
Bir eşi olmalı insanın!!!<br />
<br />
Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim!!!<br />
<br />
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı...aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, yıllarca uzak kalmışcasına! Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında. Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli. Mutluluk saçmalı etrafına.<br />
<br />
Bir eşi olmalı insanın, cennetten köşe almışcasına sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı!!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BİR EŞİ OLMALI İNSANIN!!!<br />
<br />
                        <br />
İnsanın eşi olmalı, bakarken yüreğinin kabardığı, gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...aşık olduğu bir eşi olmalı!<br />
<br />
Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını. Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe!<br />
<br />
Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.<br />
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...vs. Güven duymalı, herşeyiyle. Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak. Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da...<br />
<br />
Bir eşi olmalı insanın!!!<br />
<br />
Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim!!!<br />
<br />
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı...aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, yıllarca uzak kalmışcasına! Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında. Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli. Mutluluk saçmalı etrafına.<br />
<br />
Bir eşi olmalı insanın, cennetten köşe almışcasına sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı!!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[merhaba arkadaşlar]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=60</link>
			<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 21:20:56 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=60</guid>
			<description><![CDATA[ben konu açayım:.)) mesela tiyatro olsun...ilgileniyormusunuz veya oyunculuk yapıyormusunuz..paylaşabilirsiniz..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ben konu açayım:.)) mesela tiyatro olsun...ilgileniyormusunuz veya oyunculuk yapıyormusunuz..paylaşabilirsiniz..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Padısahlar]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=59</link>
			<pubDate>Fri, 31 Oct 2008 21:25:52 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=59</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Yavuz Sultan Selim Han şatafatı sevmeyen ve alimlerin atının ayağından sıcrayan camura yüz sürebilecek kadar mülayim ve erdemli bir insandır. <br />
Bir gün dönemin en güçlü devletlerinden biri olan venedik veziri ikramlarda ve saygısını göstermek icabında başkent edirneye gelir yavuz sultan selim hanla görüşecektir. <br />
Osmanlı sadrazamları yavuz sultan selim hana bu durumu iletirler ve yavuz sultan selim han bu görüşmeyi kabul eder.sadrazamlar aralarında konusarak yavuz sultan selime devletin büyüklüğünü temsil için iyi ve şatafatlı elbiseler giymesi için telkinde bulunurlar yavuz sultan selim bunu kabul eder. <br />
Görüşme vakti geldiğinde sadrazamlar bakarlarki yavuz selim han eski elbiseler içinde tahtta oturuyor,önünede kılıcını dikmiş ve kılıç güneşin vurmasıyla parlıyor venedik veziri içeri girer ve görüşmeyi yaparlar vezir efendim neden yeni elbiseleri giymediniz der.yavuz sultan selim derki gidin o venedik vezirine sorun bakalım Padişahı nasıl tanımış gidip sorarlar ve şu yanıtı alırlar <br />
'Kılıcının parıltısından yüzünü göremedim've bunu padişaha soyler sadrazamlar yavuz sultan selim şu tarihi cevabı verir'bizim kılıcımız bu kadar keskin ve parlak olduğu sürece hiç bir düşman yüzümüzü göremez' <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Yavuz Sultan Selim Han şatafatı sevmeyen ve alimlerin atının ayağından sıcrayan camura yüz sürebilecek kadar mülayim ve erdemli bir insandır. <br />
Bir gün dönemin en güçlü devletlerinden biri olan venedik veziri ikramlarda ve saygısını göstermek icabında başkent edirneye gelir yavuz sultan selim hanla görüşecektir. <br />
Osmanlı sadrazamları yavuz sultan selim hana bu durumu iletirler ve yavuz sultan selim han bu görüşmeyi kabul eder.sadrazamlar aralarında konusarak yavuz sultan selime devletin büyüklüğünü temsil için iyi ve şatafatlı elbiseler giymesi için telkinde bulunurlar yavuz sultan selim bunu kabul eder. <br />
Görüşme vakti geldiğinde sadrazamlar bakarlarki yavuz selim han eski elbiseler içinde tahtta oturuyor,önünede kılıcını dikmiş ve kılıç güneşin vurmasıyla parlıyor venedik veziri içeri girer ve görüşmeyi yaparlar vezir efendim neden yeni elbiseleri giymediniz der.yavuz sultan selim derki gidin o venedik vezirine sorun bakalım Padişahı nasıl tanımış gidip sorarlar ve şu yanıtı alırlar <br />
'Kılıcının parıltısından yüzünü göremedim've bunu padişaha soyler sadrazamlar yavuz sultan selim şu tarihi cevabı verir'bizim kılıcımız bu kadar keskin ve parlak olduğu sürece hiç bir düşman yüzümüzü göremez' <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TIKANDI BABA]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=58</link>
			<pubDate>Fri, 31 Oct 2008 21:16:32 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=58</guid>
			<description><![CDATA[Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor. Tıkandı baba, çay getir, Tıkandı baba, oralet getir, vs.<br />
<br />
Bu durum Sultan Mahmut&#8217;un dikkatini çekmiş; &#8220;Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?&#8221;, &#8220;Uzun mesele evlat&#8221; demiş Tıkandı baba. &#8220;Anlat baba anlat merak ettim&#8221; deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;<br />
<br />
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. &#8220;Benimki de onlarınki kadar aksın&#8221; diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden &#8220;Onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki eskisi kadar aksın&#8221; dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve &#8220;Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık&#8221; dedi. O gün bu gün adım &#8220;Tıkandı baba&#8221;ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.<br />
<br />
Tıkandı baba&#8217;nın anlattıkları Sultan Mahmut&#8217;un dikkatini çekmiş. çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına; &#8220;Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz&#8221; demiş. Sultan Mahmut&#8217;un adamları &#8220;peki&#8221; demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba&#8217;ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış , bakmış baklava nefis. &#8220;Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim&#8221; diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken &#8220;Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim&#8221; demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya; &#8220;Taze baklava, güzel baklava!&#8221; Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. şaşırmış, diğer dilim, diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın.<br />
<br />
Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelirmi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi &#8220;Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım&#8221; demiş, Tıkandı baba da &#8220;Peki&#8221; demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı baba&#8217;dan baklavaları satın almış.<br />
<br />
Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut; &#8220;Bizim Tıkandı baba&#8217;ya bir bakalım&#8221;, deyip Tıkandı baba&#8217;nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan; &#8220;Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi mi?&#8221; demiş, &#8220;Geldi sultanım&#8221;, &#8220;Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?&#8221;, &#8220;Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım&#8230;&#8221;<br />
<br />
Sultan şöyle bir tebessüm etmiş. &#8220;Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel&#8221; deyip almış ve Devletin hazine odasına götürmüş. &#8220;Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir&#8221; demiş. Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan demiş; &#8220;Baba senin buradan da nasibin yok&#8221;. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış &#8220;Alın bu adamı üsküdar&#8217;ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin&#8221; demiş.<br />
<br />
Padişahın adamları &#8220;peki&#8221; deyip adamı alıp üsküdar&#8217;a götürmüşler. &#8220;Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım&#8221; demişler. Baba, &#8220;Niçin ?&#8221; demiş. Askerler &#8220;Hele sen bir beğen bakalım&#8221; demişler.<br />
<br />
Baba, şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline &#8220;Ne olacak şimdi?&#8221; demiş, &#8220;Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı&#8221; demişler. Adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş:<br />
<br />
Vermeyince mabud, neylesin sultan mahmut!.. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor. Tıkandı baba, çay getir, Tıkandı baba, oralet getir, vs.<br />
<br />
Bu durum Sultan Mahmut&#8217;un dikkatini çekmiş; &#8220;Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?&#8221;, &#8220;Uzun mesele evlat&#8221; demiş Tıkandı baba. &#8220;Anlat baba anlat merak ettim&#8221; deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;<br />
<br />
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. &#8220;Benimki de onlarınki kadar aksın&#8221; diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden &#8220;Onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki eskisi kadar aksın&#8221; dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve &#8220;Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık&#8221; dedi. O gün bu gün adım &#8220;Tıkandı baba&#8221;ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.<br />
<br />
Tıkandı baba&#8217;nın anlattıkları Sultan Mahmut&#8217;un dikkatini çekmiş. çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına; &#8220;Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz&#8221; demiş. Sultan Mahmut&#8217;un adamları &#8220;peki&#8221; demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba&#8217;ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış , bakmış baklava nefis. &#8220;Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim&#8221; diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken &#8220;Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim&#8221; demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya; &#8220;Taze baklava, güzel baklava!&#8221; Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. şaşırmış, diğer dilim, diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın.<br />
<br />
Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelirmi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi &#8220;Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım&#8221; demiş, Tıkandı baba da &#8220;Peki&#8221; demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı baba&#8217;dan baklavaları satın almış.<br />
<br />
Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut; &#8220;Bizim Tıkandı baba&#8217;ya bir bakalım&#8221;, deyip Tıkandı baba&#8217;nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan; &#8220;Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi mi?&#8221; demiş, &#8220;Geldi sultanım&#8221;, &#8220;Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?&#8221;, &#8220;Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım&#8230;&#8221;<br />
<br />
Sultan şöyle bir tebessüm etmiş. &#8220;Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel&#8221; deyip almış ve Devletin hazine odasına götürmüş. &#8220;Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir&#8221; demiş. Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan demiş; &#8220;Baba senin buradan da nasibin yok&#8221;. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış &#8220;Alın bu adamı üsküdar&#8217;ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin&#8221; demiş.<br />
<br />
Padişahın adamları &#8220;peki&#8221; deyip adamı alıp üsküdar&#8217;a götürmüşler. &#8220;Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım&#8221; demişler. Baba, &#8220;Niçin ?&#8221; demiş. Askerler &#8220;Hele sen bir beğen bakalım&#8221; demişler.<br />
<br />
Baba, şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline &#8220;Ne olacak şimdi?&#8221; demiş, &#8220;Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı&#8221; demişler. Adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş:<br />
<br />
Vermeyince mabud, neylesin sultan mahmut!.. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tuzlu Kahve]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=57</link>
			<pubDate>Fri, 24 Oct 2008 22:10:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=57</guid>
			<description><![CDATA[TUZLU KAHVE<br />
 <br />
<br />
Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika bir şeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.. "Ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.. "Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."<br />
<br />
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı..<br />
<br />
Kahveye tuz!..<br />
<br />
Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla "Garip bir ağız tadınız var" dedi..<br />
<br />
Delikanlı anlattı:<br />
<br />
"Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki.."<br />
<br />
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı.<br />
<br />
İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri..<br />
<br />
Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi.. O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak..<br />
<br />
..Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii..<br />
<br />
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü..<br />
<br />
40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. "Ölümümden sonra aç" diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Şöyle diyordu, satırlarında..<br />
<br />
"Sevgilim, bir tanem..<br />
<br />
Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?.Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken 'Tuz' çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.. İşte gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.<br />
<br />
Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.."<br />
<br />
Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. <br />
<br />
Lafı açıldığında bir gün biri, kadına "Tuzlu kahve nasıl bir şey" diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının..<br />
<br />
"Çok tatlı!.." dedi..<br />
<br />
alıntıdır. ben yazmadım :)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TUZLU KAHVE<br />
 <br />
<br />
Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika bir şeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.. "Ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.. "Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."<br />
<br />
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı..<br />
<br />
Kahveye tuz!..<br />
<br />
Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla "Garip bir ağız tadınız var" dedi..<br />
<br />
Delikanlı anlattı:<br />
<br />
"Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki.."<br />
<br />
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı.<br />
<br />
İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri..<br />
<br />
Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi.. O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak..<br />
<br />
..Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii..<br />
<br />
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü..<br />
<br />
40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. "Ölümümden sonra aç" diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Şöyle diyordu, satırlarında..<br />
<br />
"Sevgilim, bir tanem..<br />
<br />
Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?.Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken 'Tuz' çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.. İşte gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.<br />
<br />
Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.."<br />
<br />
Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. <br />
<br />
Lafı açıldığında bir gün biri, kadına "Tuzlu kahve nasıl bir şey" diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının..<br />
<br />
"Çok tatlı!.." dedi..<br />
<br />
alıntıdır. ben yazmadım :)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tanışırken Dikkat Edilmesi Gereken Öneriler]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=56</link>
			<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 13:14:28 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=56</guid>
			<description><![CDATA[Değerli Site Üyelerimiz<br />
<br />
Sizleri bazı konularda bilgilendirmek istiyoruz<br />
<br />
1)Tanıştığınız kişi ile webcam da mutlaka görüşün ve kamera açtığı zaman şüpheli hareketleri varmı dikkat edin. Eğer kişi rahatsa konuşmaya devam edin eğer rahat değil sağa sola bakınıyorda devamlı tedirginse o kişi evli olabilir<br />
<br />
2)Kişinin ismini ve kimlik numarasını alın ve internetten bilgilerin doğruluğundan emin olun<br />
<br />
3)İş ve ev telefonunu alın ve onu iş telefonundan ve evinden arayın . Cep telefonu bunun için güvenli bir araç değildir<br />
<br />
4)Profil resmi kendisininmi buna dikkat edin<br />
<br />
5)Tanışma anında sakin yerleri seçmeyin ve gerekirse yalnız gitmeyin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değerli Site Üyelerimiz<br />
<br />
Sizleri bazı konularda bilgilendirmek istiyoruz<br />
<br />
1)Tanıştığınız kişi ile webcam da mutlaka görüşün ve kamera açtığı zaman şüpheli hareketleri varmı dikkat edin. Eğer kişi rahatsa konuşmaya devam edin eğer rahat değil sağa sola bakınıyorda devamlı tedirginse o kişi evli olabilir<br />
<br />
2)Kişinin ismini ve kimlik numarasını alın ve internetten bilgilerin doğruluğundan emin olun<br />
<br />
3)İş ve ev telefonunu alın ve onu iş telefonundan ve evinden arayın . Cep telefonu bunun için güvenli bir araç değildir<br />
<br />
4)Profil resmi kendisininmi buna dikkat edin<br />
<br />
5)Tanışma anında sakin yerleri seçmeyin ve gerekirse yalnız gitmeyin.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EŞ ADAYLARINA DİKKAT]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=55</link>
			<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 14:37:14 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=55</guid>
			<description><![CDATA[Değerli Üyelerimiz<br />
<br />
Son günlerde üyelerden sık sık şikayetler almaktayız.Aslında bu gibi şeyler bizleri ve sitemizi bağlamamaktadır. Ama site yönetimi olarak yinede kimsenin zarar görmesini istemiyoruz.<br />
<br />
Sitede bulunan bazı bayan arkadaşlar hak ve hukuk gözetmeden,defalarca uyarılmasına rağmen Gold olmayan erkek üyelere msn adreslerini vererek ileride onarılması zor durumlara düşmektedirler.<br />
<br />
Biz Gold olmayan üyelere msn adresi vermeyin dediğimiz  zaman sitenin mali kazancını ön planda tutmuyoruz. Burası bir evlilik sitesi ve Ömür boyu beraber olacağınız kişiyi seçmek için buraya geliyorsunuz. Gold üye olmak için ayda 10 Ytl vermeyen ve 10 Ytl vermemek için Bayan kılığına giren kişiden size ne kadar fayda gelir? Bu kişi ne kadar şahsiyetlidir.<br />
<br />
Bu tür kişilerden zarar görenler soluğu site yönetiminde alıyorlar ve şikayet ediyorlar.Adam evli çıktı ,Hayal kırıklığına uğradım,psikolojim bozuldu, kandırıldım gibi laflar ediyorlar. <br />
<br />
Önce bunlar bizleri ve para veren kişileri kandırıyorlar bundan hiç bahseden yok. Sen 10 ytl ödememek için erkeklikten vazgeçen adama ilgi duy sonra bu adamlardan iyilik bekle,Kendin zarar görene kadar göz yum,Sonrada şikayete gel.Bence onun kadar sende zalim ve kişiliksizsin unutma.....!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değerli Üyelerimiz<br />
<br />
Son günlerde üyelerden sık sık şikayetler almaktayız.Aslında bu gibi şeyler bizleri ve sitemizi bağlamamaktadır. Ama site yönetimi olarak yinede kimsenin zarar görmesini istemiyoruz.<br />
<br />
Sitede bulunan bazı bayan arkadaşlar hak ve hukuk gözetmeden,defalarca uyarılmasına rağmen Gold olmayan erkek üyelere msn adreslerini vererek ileride onarılması zor durumlara düşmektedirler.<br />
<br />
Biz Gold olmayan üyelere msn adresi vermeyin dediğimiz  zaman sitenin mali kazancını ön planda tutmuyoruz. Burası bir evlilik sitesi ve Ömür boyu beraber olacağınız kişiyi seçmek için buraya geliyorsunuz. Gold üye olmak için ayda 10 Ytl vermeyen ve 10 Ytl vermemek için Bayan kılığına giren kişiden size ne kadar fayda gelir? Bu kişi ne kadar şahsiyetlidir.<br />
<br />
Bu tür kişilerden zarar görenler soluğu site yönetiminde alıyorlar ve şikayet ediyorlar.Adam evli çıktı ,Hayal kırıklığına uğradım,psikolojim bozuldu, kandırıldım gibi laflar ediyorlar. <br />
<br />
Önce bunlar bizleri ve para veren kişileri kandırıyorlar bundan hiç bahseden yok. Sen 10 ytl ödememek için erkeklikten vazgeçen adama ilgi duy sonra bu adamlardan iyilik bekle,Kendin zarar görene kadar göz yum,Sonrada şikayete gel.Bence onun kadar sende zalim ve kişiliksizsin unutma.....!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2 KASIM 2008 YEMEKLİ BULUŞMA]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=54</link>
			<pubDate>Tue, 07 Oct 2008 13:37:28 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=54</guid>
			<description><![CDATA[Değerli Üyelerimiz<br />
<br />
Sitemizin 2 Kasım 2008 de İstanbul kartal Yakacık da Köylüm de yemekli buluşması vardır. Katılmak isteyenler site yönetimine müracat edebilirler etkinlik saati saat 12 de başlayacaktır<br />
<br />
Saygılarımızla]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değerli Üyelerimiz<br />
<br />
Sitemizin 2 Kasım 2008 de İstanbul kartal Yakacık da Köylüm de yemekli buluşması vardır. Katılmak isteyenler site yönetimine müracat edebilirler etkinlik saati saat 12 de başlayacaktır<br />
<br />
Saygılarımızla]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EYLUL AYI GELINCE]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=53</link>
			<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 18:43:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=53</guid>
			<description><![CDATA[Eylül Ayı Gelince<br />
<br />
<br />
<br />
Her yer toz toprak olur, <br />
Rüzgarlar eser daha bir hızlı, <br />
Yemyeşil bahar mevsimine inat, <br />
Yapraklar sararır önce usul usul <br />
Ve ardından yere dökülür çaresiz, <br />
Geleceği karanlık yola koyulur <br />
Eylül ayı gelince... <br />
<br />
Kuşlar en içli ezgileriyle, <br />
Ağıt yakarlar solan güllerin ardından, <br />
Acılarını haykırırlar çekinmeksizin. <br />
Ne anlayan olur hallerinden, <br />
Ne birileri gelip tutar ellerini. <br />
Defalarca ölürler batan güneşle, <br />
Çırpınıp dururlar gün boyu umutsuz, <br />
Eylül ayı gelince... <br />
<br />
Veda türküleri söylenir, aşk istasyonlarında, <br />
Ardı sıra ayrılıklar başlar sıra sıra. <br />
Yarınlar koyu karanlık, kalpler yaralı, <br />
Umutlar keder yüklü, darmadağın. <br />
Damla damla yaşlar süzülür gözlerden, <br />
Çaresizlikler filizlenir, ince ince <br />
Mendiller ıslanır, gözler nemlenir, <br />
Eylül ayı gelince... <br />
<br />
Mehmet Ali Çıbıklı<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Eylül Ayı Gelince<br />
<br />
<br />
<br />
Her yer toz toprak olur, <br />
Rüzgarlar eser daha bir hızlı, <br />
Yemyeşil bahar mevsimine inat, <br />
Yapraklar sararır önce usul usul <br />
Ve ardından yere dökülür çaresiz, <br />
Geleceği karanlık yola koyulur <br />
Eylül ayı gelince... <br />
<br />
Kuşlar en içli ezgileriyle, <br />
Ağıt yakarlar solan güllerin ardından, <br />
Acılarını haykırırlar çekinmeksizin. <br />
Ne anlayan olur hallerinden, <br />
Ne birileri gelip tutar ellerini. <br />
Defalarca ölürler batan güneşle, <br />
Çırpınıp dururlar gün boyu umutsuz, <br />
Eylül ayı gelince... <br />
<br />
Veda türküleri söylenir, aşk istasyonlarında, <br />
Ardı sıra ayrılıklar başlar sıra sıra. <br />
Yarınlar koyu karanlık, kalpler yaralı, <br />
Umutlar keder yüklü, darmadağın. <br />
Damla damla yaşlar süzülür gözlerden, <br />
Çaresizlikler filizlenir, ince ince <br />
Mendiller ıslanır, gözler nemlenir, <br />
Eylül ayı gelince... <br />
<br />
Mehmet Ali Çıbıklı<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[NECIP FAZILDAN DAMLALAR..]]></title>
			<link>http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=52</link>
			<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 18:35:38 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.habibimol.com/site/faq.php/showthread.php?tid=52</guid>
			<description><![CDATA[BEKLENEN (208868 Hit)<br />
<br />
Ne hasta bekler sabahı,<br />
Ne taze ölüyü mezar.<br />
Ne de şeytan, bir günahı,<br />
Seni beklediğim kadar.<br />
<br />
Geçti istemem gelmeni,<br />
Yokluğunda buldum seni;<br />
Bırak vehmimde gölgeni,<br />
Gelme, artık neye yarar?<br />
<br />
 NECİP FAZIL KISAKÜREK<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BEKLENEN (208868 Hit)<br />
<br />
Ne hasta bekler sabahı,<br />
Ne taze ölüyü mezar.<br />
Ne de şeytan, bir günahı,<br />
Seni beklediğim kadar.<br />
<br />
Geçti istemem gelmeni,<br />
Yokluğunda buldum seni;<br />
Bırak vehmimde gölgeni,<br />
Gelme, artık neye yarar?<br />
<br />
 NECİP FAZIL KISAKÜREK<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>